28/11/2009 · Kategori: Duyurular

bayram mesajı


Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

24/11/2009 · Kategori: Duyurular

Öğretmenlerimizin, Tüm Eğitim ve Bilim Emekçilerinin Sorunlarına

Bir 24 Kasım’ı daha sorunlarla karşılıyoruz. Bugüne kadar hiçbir öğretmenler gününde, öğretmenlerin gerçek sorunları tartışılmamış, yüz binlerce eğitim emekçisinin sosyal ve ekonomik sorunları çözmek yönünde herhangi bir adım atılmamış olması düşündürücüdür. Yıllardır sadece yılın belli dönemlerinde “öğretmenliğin kutsallığından”, “onurlu bir meslek olduğundan” söz edilmesi artık anlamını yitirmiştir. Türkiye’nin sadece öğretmenleri değil, eğitim ve bilim emekçileri sadece yılda bir gün hatırlanmayı değil, yaşadıkları ekonomik, sosyal ve özlük sorunlarına gerçekçi ve kalıcı çözümler üretilmesini beklemektedir.

Bizlerin “insanca bir yaşam” talebine karşın hükümet, Türkiye’nin gelecek kuşaklarını yetiştiren eğitim ve bilim emekçilerini yoksulluğa, sefalete ve açlığa mahkûm etmeye devam etmektedir. Tüm toplumsal kesimler gibi, yüz binlerce eğitim ve bilim emekçisi de, art arda gelen zamlar sonrasında ekonomik olarak ciddi bir darboğaza girmiştir. Hükümetin 2010 yılı için belirlediği %2,5 + %2,5 oranlarındaki komik zam, şimdiden buhar olup uçmuştur.

Bugün açık olarak görülmektedir ki, tüm eğitim ve bilim emekçilerinin haklarını savunmak, aynı zamanda nitelikli, kamusal eğitim hakkını savunmak anlamına gelmektedir. Bugün, bizim için sadece öğretmenlerin değil, kötü ve sağlıksız koşullarda çalışan, hakları gasp edilen, sürgünlere ve soruşturmalara maruz kalan, güvencesiz istihdam edilen, ataması yapılmayan bütün meslektaşlarımızın, milyonlarca çocuk ve gencimizin, onların ailelerinin taleplerini seslendirme ve haklarımıza bir kez daha sahip çıkma günüdür. Bugün bizim için sadece “kutlanan” değil, nitelikli öğretmen olmadan nitelikli eğitimin olmayacağı gerçeğinin yüksek sesle dillendirildiği bir gündür.

 Son bir buçuk yıldır yoğun bir şekilde yaşanan kriz süreci, toplumun tüm kesimlerini olduğu gibi eğitim ve bilim emekçilerini de derinden etkilemiştir. Bugün kredi ve kredi kartı borcu bulunmayan eğitim emekçisi bulmak neredeyse imkânsızdır. Son bir yıl içinde, çok sayıda okula öğretmenlerin kredi borçları yüzünden icra tebligatlarının yapıldığı bilinmektedir. Öğretmenler borç batağından kurtulmaya çalışırken, hizmetli, memur ve diğer eğitim emekçilerinin durumu ise daha vahimdir. Bugün eğitim emekçilerinin önemli bir bölümü bırakalım “insanca yaşamayı” ay sonunu getirebilmek için ek iş yapmak zorunda bırakılmıştır.

Yıllar İçinde Bir Eğitim Emekçisinin Maaşının 4 kişilik bir Ailenin

Ortalama Aylık Giderini Karşılama Durumu

 

Yıllar

Ortalama Maaş

TL

4 Kişilik Bir Ailenin

Ortalama Aylık Gideri

(Yoksulluk Sınırı)

Maaşın Aylık Gideri

Karşılama Oranı

2002

551

1.054

% 52

2003

648

1.380

% 47

2004

727

1.480

% 49

2005

 803

1.800

% 45

2006

825

1.920

% 43

2007

920

2.141

%43

2008

1.022

2.169

%47

2009

1.176

2.589

%45

 Yukarıdaki tabloda AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılından bugüne eğitim emekçilerinin aldığı ortalama maaşlar ve dört kişilik bir ailenin gıda kira, ulaşım, yakacak, elektrik, su, haberleşme, giyim, eğitim, sağlık, iletişim, kültür gibi temel ihtiyaçlarını karşılaması için yapması gereken ortalama harcama miktarları gösterilmektedir. Tablodan da görüldüğü gibi eğitim emekçilerinin aldığı maaşlar, sadece 2002 yılında dört kişilik bir ailenin yapması gereken harcamaların yarısını karşılayabilecek düzeydedir. 2002 yılında bir eğitim emekçisi aldığı maaş ile aylık giderlerinin %52’sini karşılayabiliyorken, 2002 yılının Kasım ayında iktidara gelen AKP iktidarının ilk yılından bugüne tüm halkımız gibi eğitim emekçileri de “gün yüzü” görmemiştir. Bir eğitim emekçisi 2009 yılında toplam harcamalarının ancak % 45’ini karşılayabilmektedir.

 

Eğitim ve bilim emekçileri, taleplerini daha gür haykırmak ve yaşadığı sorunlara boyun eğmeyeceğini göstermek için 25 Kasım’da yapılacak olan uyarı grevine Türkiye’nin her yerinde kitlesel olarak katılacak ve taleplerimizi görmezden gelenlere karşı sesini en güçlü şekilde duyuracaktır.

 

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

24/11/2009 · Kategori: Duyurular

25 kasıma çağrı

Öğretmenler,bilim adamları,eğitim çalışanları ve tüm kamu emekçileri olarak,

DEMOKRATİK BİR ÇALIŞMA İÇİN

 25 KASIMDA GREVDEYİZ!

 

Eğitim ve bilim emekçileri olarak; haklarımıza,geleceğimize sahip çıkmak için 25 Kasımda GREVE gidiyoruz.

 

25 Kasım günü arkadaşlarımızla öğretmenevinde toplanıp, Atatürk Anıt’ına doğru yürüyüşe geçeceğiz.Saat:10.30’ da, Atatürk Anıt’ı önünde basın açıklaması yapacağız.

 

Siyasal iktidarlar yıllardır kamuoyunu kamu emekçilerinin toplu iş sözleşmesi ve grev haklarının olmadığı konusunda yanıltmışlardır, Anayasa’yı istedikleri gibi yorumlamışlardır.1980 askeri darbesinin ürünü olan 1982 Anayasa’sında bile kamu emekçileri için açık bir  toplu  sözleşmesi ve grev yasağı bulunmadığı halde 30 yıldır her iki hakkımızda engellenmektedir.

 

Oysa uluslar arası sözleşmelerde, AİHM kararlarında, hem de iç hukukta en temel iki hakkımız konusunda açık kararlar vardır.

 

Danıştay 12.Dairesinin 25.03.2005 gün E.2005/1253 K.2005/985 sayılı kararı ile iş bırakma etkinliği bir disiplin suçu olarak görülmemiştir.

 

87 ve 98 sayılı ILO sözleşmeleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11.Maddesi, Birleşmiş Milletler Ekonomik Sosyal  ve Kültürel Haklar Sözleşmesi, Gözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı’nın 6. Maddesi; Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı’nın 28.Maddesi gibi uluslar arası temel belgelerde grev hakkımız güvence altına alınmıştır. Kaldı ki, 2004 yılında Anayasa’nın 90 Maddesinin son fıkrasına yapılan eklemeyle uluslar arası sözleşmelere uyma yükümlülüğü vardır.

 

Türkiye sadece uluslar arası sözleşmelere aykırı davranmamakta, tüm Avrupa Konseyi ülkelerini bağlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi(AİHM) karalarının gereği de yapmamaktadır. AİHM’nin bağlı sendikalarımızın açtığı davalardaki karaları gerçeği gözler önüne sermektedir.

 

25 Kasım Uyarı Grevi Türkiye emekçileri açısından önemli bir dönüm noktasıdır.Krizin esas nedeni olan neo-liberal politikalara karşı emekçilerin seslerini olanca güçleriyle yükseltmek için bir fırsattır.

 

25 Kasım Uyarı Grevi  Sadece Kamu emekçilerin değil; tüm emekçilerin ,işsizlerin,emeklilerin, ev kadınlarının, küçük esnafın ,çiftçilerin, yoksulluğa terk edilimiş, krizden mağdur olmuş tüm toplumsal kesimlerin talepleri etrafında örgütlenmiştir.  

 

·          DEMOKRATİK BİR ÇALIŞMA YAŞAMI İÇİN, 

·          KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN ve AYRIMCILIĞIN KALDIRILIMASI İÇİN, 

·          ÇOCUKLARIMIZA ONURLU BİR GELECEK BIRAKMAK İÇİN, 

·          ÖZGÜRLÜK, EŞİTLİK İÇİN, 

·          DEMOKRASİ, BARIŞ, ADALET İÇİN, 

·          KRİZİN BEDELİNİ ÖDEMEMEK İÇİN, 

·          GASP EDİLEN TOPLU SÖZLEŞME HAKKIMIZI KULLANMAK İÇİN, 

·          HERKESE GÜVENCELİ İŞ, ONURLU BİR YAŞAM, 

·          İNSANCA BİR ÜCRET İÇİN,  

 

25Kasım’da Hayat 1Gün Duracak                         

 

EĞİTİMSEN MERZİFON TEMSİLCİLİĞİ YÖNETİM KURULU

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

7/11/2009 · Kategori: Duyurular

Ankara'da "YÖK'ü protesto" mitingi

Bazı sivil toplum örgütleri ve siyasi partilerin de destek verdiği miting için katılımcılar, Ankara Üniversitesi'nin Cebeci Kampüsü'nde toplandı.

Katılımcılar, "Ferman
YÖK'ünse üniversiteler bizimdir", "Asla yalnız yürümeyecekler", "Savaşa değil, eğitime bütçe", "Eşit, parasız ana dilde eğitim" sloganları atarak, Kolej Meydanı'na yürüdü.

Katılımcılar, oluşturulan güvenlik noktasında aramadan geçirildikten sonra meydana alındı.

Eğitim Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç, burada yaptığı konuşmada,
YÖK'ün, 12 Eylül ürünü olduğunu ve bu yüzden "bilimsel ve özerk eğitimin üzerinden bir silindir gibi geçtiğini" savundu.

YÖK'ün, üniversiteleri şirketleştirdiğini ve sermayenin parçası haline getirdiğini iddia eden Kılıç, eğitimin, ticari kuruluşların gölgesi altında yapıldığını öne sürdü.

YÖK'ün, eğitim bilimcilerin ve emekçilerin de düşmanı olduğunu ifade eden Kılıç, üniversitelerin, çalışanlar açısından da ucuz ücretlerle neoliberal sistemin bir parçası haline getirildiğini savundu.

YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan'la birlikte üniversitelerde kadrolaşmanın başladığını da iddia eden Kılıç, her ile üniversite projesinin, alt yapısız, bilimden uzak ve kadrolaşmaların parçası olduğunu ileri sürdü.

Kılıç,
YÖK mevzuatının, sorgulayan ve araştıran öğrenci ve öğretim görevlilerini engellediğini belirterek, "YÖK'ün disiplin sistemi, özgür düşünceyi ve eğitimi ortadan kaldırmıştır" görüşünü dile getirdi.

Miting platformundan yapılan ortak açıklamada ise üniversitelerde sermayelerin hakimiyetinin giderek arttığı, bilimsel eğitimden uzaklaşıldığı savunuldu. Mitingin sonunda "Kutup Yıldızı" adlı grup konser verdi. Katılımcılar, müzik eşliğinde halay çekti.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

3/10/2009 · Kategori: Duyurular

davet

      Merzifon Eğitimsen Temsilciliği  olarak

16 Ekim 2009 Cuma günü saat 19.00’da
Bahçelievler Düğün Salonunda
 
“DOSTLUK VE DAYANIŞMA”
Yemeği verilecektir.


Not:Davetiyeleri sendika veya iş yeri temsilciliğinden temin edebilirsiniz.

                        
  MERZİFON EĞİTİMSEN TEMSİLCİLİĞİ

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::