25 kasım grev
Bugün Hizmet Üretmiyor, Taleplerimizi Kabul Etmesi İçin
Hükümeti Uyarıyoruz!
Yüz binlerce kamu emekçisi ülke genelinde bir gün iş bırakarak, uyarı grevi yapıyor, meydanlarda, alanlarda basın açıklaması gerçekleştiriyorlar.
Niçin grev yapıyoruz?
- GREVLİ TOPLU İŞ SÖZLEŞME HAKKI KAZANMAK İÇİN
- DEMOKRATİK BİR ÇALIŞMA YAŞAMI İÇİN,
- KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN ve AYRIMCILIĞIN KALDIRILIMASI İÇİN,
- ÇOCUKLARIMIZA ONURLU BİR GELECEK BIRAKMAK İÇİN,
- ÖZGÜRLÜK, EŞİTLİK İÇİN,
- DEMOKRASİ, BARIŞ, ADALET İÇİN,
- KRİZİN BEDELİNİ ÖDEMEMEK İÇİN,
- GASP EDİLEN TOPLU SÖZLEŞME HAKKIMIZI KULLANMAK İÇİN,
- HERKESE GÜVENCELİ İŞ, ONURLU BİR YAŞAM,
- İNSANCA BİR ÜCRET İÇİN,
Eğitim sen, sadece üyelerinin ekonomik, sosyal ve özlük hakları için değil; demokrasinin vazgeçilmez unsuru olan demokratik haklar için de mücadele eden bir sendikadır. Bizlerin yüzyıllık mücadele deneyimizden ve kendi öz gücümüzden başka bir dayanağımız yoktur.
Herkese eşit ve parasız eğitim mücadelemiz, insanca yaşam ve demokratik bir Türkiye için yürüttüğümüz mücadele birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Üyelerimize yönelik her türlü baskı, sürgün ve cezalar bizleri yıllardır sürdürdüğümüz kararlı mücadeleden döndüremeyecektir.
Siyasal iktidarlar yıllardır kamuoyunu kamu emekçilerinin toplu iş sözleşmesi ve grev haklarının olmadığı konusunda yanıltmışlardır, Anayasa’yı istedikleri gibi yorumlamışlardır.1980 askeri darbesinin ürünü olan 1982 Anayasa’sında bile kamu emekçileri için açık bir toplu sözleşmesi ve grev yasağı bulunmadığı halde 30 yıldır her iki hakkımızda engellenmektedir.
2004 yılında Anayasa’nın 90 Maddesinin son fıkrasına yapılan eklemeyle; Siyasal iktidarların uluslar arası sözleşmelere uyma yükümlülüğü vardır.
Türkiye tarafından 1992 yılında kabul edilen 1993 yürürlüğe giren Uluslar arası Çalışma Örgütü’ nün (ILO) 87 ve 98 sayılı sözleşmelerinde; çalışanların ve işverenlerin örgütleri tüzük ve yönetmeliklerini düzenleme, temsilciliklerini serbestçe seçme, yönetim ve etkinliklerini düzenleme, iş programlarını belirleme hakkına sahiptir. Ayrıca; yasalar, bu sözleşme ile ön görülen güvencelere zarar verecek nitelikte olamaz veya zarar verecek şekilde uygulanamaz.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11.Maddesi, Birleşmiş Milletler Ekonomik Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi, Gözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı’nın 6. Maddesi; Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı’nın 28.Maddesi gibi uluslar arası temel belgelerde grev hakkımız güvence altına alınmıştır.
Yaşanan kriz sonucunda işsizlik ve yoksulluğun artması, kamu emekçilerini, işçileri, işsizleri, emeklileri, kısacası toplumun tüm kesimlerini olumsuz etkilemeye devam etmektedir. Krizin geniş toplum kesimleri üzerindeki yıkıcı etkileri giderek artmakta, emekçilerin ve halkımızın sırtındaki yük gün geçtikçe ağırlaşmaktadır.
Çalışma ve yaşam koşullarımız giderek kötüleşmekte, satın alma gücümüz her geçen gün düşerken, tüm kamuda özellikle son yıllarda iş güvencesi ve sosyal haklar bakımından önemli hak kayıpları yaşanmaktadır. Bunların da ötesinde bugün kriz bahanesiyle sadece kazanılmış haklarımız değil, tüm halk kitlelerini ilgilendiren parasız eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik hakkı başta olmak üzere, kamu hizmetlerinin tamamının ticarileştirilmesi ve özelleştirmesi uygulamaları yaygınlaşmıştır.
Okul öncesi eğitimden yükseköğrenime kadar tüm eğitim sistemi, bölgeler, okullar ve cinsiyetler arasındaki eşitsizliklerin giderildiği, herkesin eğitim hakkından, eşit ve parasız olarak yararlanacağı ve kimsenin eğitim hakkından mahrum bırakılmayacağı bir şekilde yeniden düzenlenmelidir. Bunun gerçekleşmesi tüm eğitim ve bilim emekçilerinin birlikte, omuz omuza yürüteceği mücadele ile mümkündür.
Her geçen gün daha fazla piyasa ilişkileri içine çekilen, her adımın paralı hale geldiği bir eğitim düzeninde velinin de öğrenicinin de eğitimcinin de kendi haklarını elde etmesi mümkün değildir.
· Okullara bütçeden yeterli ödenek ayrılmalıdır,
· Tüm eğitim masrafları devlet tarafından karşılanmalıdır,
· İşsiz ve yoksul emekçi ailelerinin çocuklarının insanca bir ortamda yaşayabilmeleri için ailelerin temel ihtiyaçları devlet tarafından karşılanmalıdır,
· Okullarda sağlık yönünden hijyenik bir ortamın sağlanması için ihtiyaç duyulduğu kadar kadrolu yardımcı personel istihdam edilmelidir,
· Eğimdeki kadrolu istihdam dışındaki bütün esnek çalışma uygulamalarına son verilmeli, bütün çalışanlar kadrolu istihdam edilmelidir,
Eğitim ve bilim emekçileri başta olmak üzere, öğrenci ve velilerimizi de yakından ilgilendiren taleplerimizin gerçekleşmesi ancak hükümet ile yapılacak toplusözleşme ile mümkündür. Bu nedenle Hükümet artık kamu emekçilerini oyalamaktan vazgeçmeli ve toplusözleşme talebimize olumlu yanıt vermelidir.
Bugün, 25 Kasım’da, hizmet üretmeyerek hükümete sesleniyoruz; kazanılmış haklarımızın daha fazla gasp edilmesine sessiz ve tepkisiz kalmayacağız. Grev ve toplusözleşme hakkımızı çiğnetmemek için, krizin bedelini ödememek için, insanca yaşayacak ücret ve demokratik bir çalışma yaşamı için hizmet üretmiyoruz. Bütün eğitim ve bilim emekçilerini, öğrencilerimizi, velilerimizi sesimize ses vermeye, gücümüze güç katmaya çağırıyoruz.
Eğitim ve bilim emekçileri, bugün olduğu gibi gelecekte de, öğrencilerinin, velilerin ve toplumun geniş kesimlerinin desteğiyle yürütmekte olduğu haklı mücadelesi ile geleceklerini masa başında karartmaya çalışanlara karşı en güçlü ve etkili yanıtı, örgütlü gücüyle vermeye devam edecektir.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!


































